T.C.
YAR­GI­TAY
9. Ceza Da­ire­si
TÜRK MİL­LE­Tİ ADI­NA
Y A R G I T A Y İ L A M I

ESAS NO : 2022/1965 Dİ­REN­ME
KA­RAR NO : 2022/10232
TEB­LİĞ­NA­ME NO : 9 - 2021/163413


SUÇ : Ço­cu­ğun ni­te­lik­li cin­sel is­tis­ma­rı (mağ­dur Ç.­'e kar­şı) ve
ni­te­lik­li cin­sel sal­dı­rı (mağ­dur N., G. ve Ö.'a
kar­şı)
SUÇ TA­Rİ­Hİ : (2013 Ey­lül- Ara­lık ara­sı), (2017 Ocak-Ey­lül ara­sı), (2014 yılı Ka­sım- 2015 ara­sı), (2011 Ha­zi­ran-Ka­sım ara­sı), (2013 Ni­san -2017 Ey­lül ara­sı), (2011 ya da 2012 yılı), (2013 yı­lın­da), (2015 yılı).
KA­RAR : Di­ren­me
TEM­YİZ EDEN : Sa­nık İ... mü­da­fi­si, ka­tı­lan Aile ve Sos­yal Hiz­met­ler Ba­kan­lı­ğı ve­ki­li
TEB­LİĞ­NA­ME GÖ­RÜ­ŞÜ : Ona­ma

Kon­ya 1. Ağır Ceza Mah­ke­me­si­nin, 21.12.2018 ta­rih­li ve 2018/173 Esas, 2018/517 Ka­rar sa­yı­lı ka­ra­rı ile Yar­gı­tay ka­pa­tı­lan 14. Ceza Da­ire­si­nin, 11.02.2021 ta­rih­li ve 2020/326 Esas, 2021/1125 Ka­rar sa­yı­lı boz­ma ka­ra­rı­na kar­şı ve­ri­len di­ren­me ka­ra­rı­nın, 5271 sa­yı­lı Ceza Mu­ha­ke­me­si Ka­nu­nu’nun 307 nci mad­de­si­ne, 7165 sa­yı­lı Ka­nun’un 9 uncu mad­de­si ile ek­le­nen, üçün­cü fık­ra­sı ve aynı mad­de­nin dör­dün­cü fık­ra­sı uya­rın­ca doğ­ru­dan tem­yiz yo­lu­na tabi ol­du­ğu be­lir­len­mek­le;

Mah­ke­me­ce ve­ri­len di­ren­me ka­ra­rı­nın; 5271 sa­yı­lı Ka­nun’un 286 ncı mad­de­si­nin bi­rin­ci fık­ra­sı uya­rın­ca tem­yiz edi­le­bi­lir ol­du­ğu, 260 ıncı mad­de­si­nin bi­rin­ci fık­ra­sı ge­re­ği tem­yiz ede­nin hük­mü tem­yi­ze hak ve yet­ki­si­nin bu­lun­du­ğu, 291 inci mad­de­si­nin bi­rin­ci fık­ra­sı ge­re­ği tem­yiz is­te­mi­nin sü­re­sin­de ol­du­ğu, 294 üncü mad­de­si­nin bi­rin­ci fık­ra­sı ge­re­ği sa­nık mü­da­fi­si­nin tem­yiz di­lek­çe­sin­de tem­yiz se­bep­le­ri­ne yer ver­di­ği, 298 inci mad­de­si­nin bi­rin­ci fık­ra­sı ge­re­ği tem­yiz is­te­mi­nin red­di­ni ge­rek­ti­rir bir du­ru­mun bu­lun­ma­dı­ğı ya­pı­lan ön in­ce­le­me ne­ti­ce­sin­de tes­pit edil­mek­le, ge­re­ği dü­şü­nül­dü:

I. HU­KU­KÎ SÜ­REÇ
1. Kon­ya 1. Ağır Ceza Mah­ke­me­si­nin, 21.12.2018 ta­rih­li ve 2018/173 Esas 2018/517 Ka­rar sa­yı­lı ka­ra­rı ile sa­nık hak­kın­da ço­cu­ğun ni­te­lik­li cin­sel is­tis­ma­rı su­çun­dan 5237 sa­yı­lı Türk Ceza Ka­nu­nu’nun 103/2, 43. mad­de­le­ri uya­rın­ca 10 yıl, ni­te­lik­li cin­sel sal­dı­rı su­çun­dan 102/2,43. mad­de­le­ri uya­rın­ca 15 yıl, 102/2, 43. mad­de­le­ri uya­rın­ca 15 yıl, 102/2, 43. mad­de­le­ri uya­rın­ca 15 yıl ve aynı Ka­nu­nun 53 üncü mad­de­si­nin 1-2-3 fık­ra­la­rı uya­rın­ca hak yok­sun­luk­la­rı­na ka­rar ve­ril­miş­tir.

2. Kon­ya Böl­ge Ad­li­ye Mah­ke­me­si 7. Ceza Da­ire­si­nin, 26.06.2019 ta­rih­li ve 2019/617 Esas, 2019/877 Ka­rar sa­yı­lı ka­ra­rı ile sa­nık hak­kın­da İlk De­re­ce Mah­ke­me­sin­ce ku­ru­lan hük­me yö­ne­lik sa­nık mü­da­fi­si ile ka­tı­lan Ba­kan­lık ve­ki­li­nin is­ti­naf baş­vu­ru­su­nun 5271 sa­yı­lı Ka­nun’un 280 inci mad­de­si­nin bi­rin­ci fık­ra­sı­nın (a) ben­di uya­rın­ca esas­tan red­di­ne ka­rar ve­ril­miş­tir.

3. Kon­ya Böl­ge Ad­li­ye Mah­ke­me­si 7. Ceza Da­ire­si ka­ra­rı­nın, sa­nık mü­da­fi­si ve ka­tı­lan Ba­kan­lık ve­ki­li ta­ra­fın­dan tem­yi­zi üze­ri­ne, Yar­gı­tay ka­pa­tı­lan 14. Ceza Da­ire­si­nin, 11.02.2021 ta­rih­li ve 2020/326 Esas, 2021/1125 Ka­rar sa­yı­lı ka­ra­rı ile ola­yın in­ti­kal şek­li ve za­ma­nı, mağ­dur­la­rın aşa­ma­lar­da­ki be­yan­la­rı, ta­nık ifa­de­le­ri, sa­vun­ma ile tüm dos­ya kap­sa­mı­na göre, ken­di­si­ni din ali­mi ola­rak ta­nı­tan sa­nı­ğın, akıl ve ruh sağ­lı­ğı ye­rin­de olan mağ­dur­la­ra kar­şı oral ve anal yol­dan ger­çek­leş­tir­di­ği cin­sel iliş­ki­ye gir­me ey­lem­le­ri sı­ra­sın­da ce­bir veya teh­dit kul­lan­ma­dı­ğı gibi mağ­dur­la­rın da bu yön­de bir id­di­ala­rı­nın bu­lun­ma­ma­sı, sa­nı­ğın ken­di­si­ne iti­bar edil­me­si­ni sağ­la­mak ama­cıy­la sarf et­ti­ği söz­le­rin al­da­tı­cı ni­te­lik­ten uzak ol­ma­sı ve ey­lem­le­ri­ni mağ­dur­la­rın rı­za­sı ile ger­çek­leş­tir­di­ği­nin an­la­şıl­ma­sı kar­şı­sın­da, ilk de­re­ce mah­ke­me­sin­ce sa­nı­ğın mağ­dur­lar­dan Ne­cip, Ön­der ile Gür­se­l­'­ya yö­ne­lik ey­lem­le­rin­den be­ra­ati­ne, mağ­dur Ça­ğa­ta­y­'e kar­şı on beş-on se­kiz yaş ara­lı­ğın­da ger­çek­leş­tir­di­ği anal yol­dan cin­sel iliş­ki­ye gir­me ey­lem­le­ri re­şit ol­ma­yan­la cin­sel iliş­ki ka­bul edi­lip, 5237 sa­yı­lı TC­K­'­nın 73/1. mad­de­sin­de dü­zen­le­nen altı ay­lık ka­nu­ni şi­ka­yet sü­re­si­nin geç­ti­ği gö­ze­ti­le­rek bu suç­tan gö­rü­len kamu da­va­sı­nın düş­me­si­ne, mağ­du­run on se­kiz ya­şın­dan bü­yük ol­du­ğu dö­nem­de ger­çek­le­şen cin­sel sal­dı­rı ey­lem­le­rin­den ise be­ra­ati­ne ka­rar ve­ril­me­si ge­rek­ti­ği gö­ze­til­me­den ya­zı­lı şe­kil­de mah­ku­mi­yet hü­küm­le­ri ku­rul­ma­sı kar­şı­sın­da, söz ko­nu­su ka­rar­la­ra yö­ne­lik is­ti­naf baş­vu­ru­su­nun ka­bu­lü ye­ri­ne esas­tan red­de­dil­me­si ne­de­niy­le bo­zul­ma­sı­na ve dava dos­ya­sı­nın 5271 sa­yı­lı Ka­nun’un 304 üncü mad­de­si­nin ikin­ci fık­ra­sı­nın (a) ben­di uya­rın­ca İlk De­re­ce Mah­ke­me­si­ne gön­de­ril­me­si­ne ka­rar ve­ril­miş­tir.

4. Kon­ya 1. Ağır Ceza Mah­ke­me­si­nin, 01.10.2021 ta­rih­li ve 2021/212 Esas, 2021/467 Ka­rar sa­yı­lı di­ren­me ka­ra­rı ile sa­nık hak­kın­da ço­cu­ğun ni­te­lik­li cin­sel is­tis­ma­rı su­çun­dan, 5237 sa­yı­lı Türk Ceza Ka­nu­nu’nun 103/2, 43. mad­de­le­ri uya­rın­ca 10 yıl, ni­te­lik­li cin­sel sal­dı­rı su­çun­dan 102/2, 43. mad­de­le­ri uya­rın­ca 15 yıl, 102/2, 43. mad­de­le­ri uya­rın­ca 15 yıl, 102/2, 43. mad­de­le­ri uya­rın­ca 15 yıl ve aynı Ka­nu­nun 53'ün­cü mad­de­si­nin1-2-3 fık­ra­la­rı uya­rın­ca hak yok­sun­luk­la­rı­na ka­rar ve­ril­miş­tir.

II. TEM­YİZ SE­BEP­LE­Rİ
Ka­tı­lan Aile ve Sos­yal Hiz­met­ler Ba­kan­lı­ğı tem­yiz is­te­min­de ce­za­nın alt sı­nır­dan ta­yin edil­me­si usul ve ya­sa­ya ay­kı­rı ol­du­ğun­dan, sa­nık hak­kın­da TC­K­'­nın 62. mad­de­si­nin uy­gu­lan­ma­ma­sı ge­rek­ti­ğin­den ba­his­le ka­ra­rın bu yön­ler­den bo­zul­ma­sı­nı ta­lep et­miş­tir.
Sa­nık mü­da­fi­si tem­yiz is­te­min­de, mağ­dur­la­rın ma­ruz kal­dık­la­rı id­dia edi­len ey­lem­ler dö­ne­min­de re­şit ve mü­mey­yiz ol­duk­la­rı­nı, hile ile sa­kat­la­nan ey­lem­le­ri­nin ol­ma­dı­ğı­nı, sa­nık hak­kın­da TC­K­'­nın 62. mad­de­si­nin uy­gu­lan­ma­ma­sı­nın hu­ku­ka ay­kı­rı ol­du­ğu­nu be­lir­te­rek ka­ra­rın bo­zul­ma­sı­nı ta­lep et­miş­tir.

III. OLAY VE OL­GU­LAR
İd­dia, sa­nı­ğın sa­vun­ma­sı, mü­da­hil ve mağ­dur be­yan­la­rı, ta­nık be­yan­la­rı, dok­tor ra­por­la­rı, Adli Tıp Ku­ru­mu ra­por­la­rı, USB bel­lek­ler, hard disk, ka­me­ra ve SD kart ile il­gi­li İn­ce­le­me ra­po­ru ile dos­ya­da mev­cut tüm de­lil­le­rin ob­jek­tif ve kül ha­lin­de de­ğer­len­di­ril­me­sin­den; sa­nık İ.­'ın *** Ce­ma­ati­nin Kon­ya so­rum­lu­su ol­du­ğu ve evi­nin al­tın­da­ki bod­rum ka­tı­nı der­gah ola­rak kul­la­na­rak bu­ra­da dini içe­rik­li soh­bet­ler ve­re­rek soh­be­te ka­tı­lan­lar­la zi­kir çek­tik­le­ri, sa­nık İ.­'ın soh­bet­le­re ge­len ki­şi­le­rin gö­zün­de ken­di­si­ni dini bir alim ola­rak ta­nı­ta­rak ve ma­ne­vi ola­rak yük­sek bir şah­si­yet ol­du­ğu gü­ve­ni­ni oluş­tu­ra­rak söy­le­dik­le­ri­ne iti­bar edil­me­si­ni sağ­la­dı­ğı, sa­nık İ.­'ın müş­te­ki­le­rin ken­di­si­ne ita­at­le­ri­ni sağ­la­mak ve ken­di­si­ne di­ren­me­me­le­ri için İs­lam di­nin­de yeri ol­ma­yan ve di­nen ya­sak sa­yı­lan ey­lem­ler­le il­gi­li söy­lem ve tel­kin­ler­de bu­lun­du­ğu, müş­te­ki­le­rin de dini bil­gi­le­ri­nin za­yıf ol­ma­sı ne­de­niy­le suça konu cin­sel ey­lem­le­re kar­şı koy­ma­la­rı ko­nu­sun­da­ki ira­de­le­ri­ni fe­sa­da uğ­ra­ta­rak bu hu­sus­ta­ki ira­de­le­ri­ni or­ta­dan kal­dır­dı­ğı ve müş­te­ki­le­re kar­şı du­dak­tan öpme, cin­sel or­ga­nı­nı ağ­zı­na sok­ma ve fi­ili li­va­ta­da bu­lun­ma şek­lin­de cin­sel ey­lem­ler­de bu­lun­du­ğu, sa­nı­ğın sa­vun­ma­sın­da suç­la­ma­la­rı ka­bul et­me­di­ği, an­cak ta­nık­lar A. C., Z. T., B. Y., A, U. J., K. L., H. Ş. S., I.Ü., ve G. V. P'­nin be­yan­la­rı­nın mü­da­hil­ler ve müş­te­ki­le­rin id­di­ala­rı­nı doğ­ru­la­dı­ğı, bu kap­sam­da; sa­nık İ.­'ın üze­ri­ne atı­lı olan ve sü­but bu­lan ni­te­lik­li cin­sel sal­dı­rı suç­la­rın­dan ey­le­mi­ne uyan 6545 s.Y. ile de­ği­şik TC­K­'­nın 102/2, 43, 53, 63. ve ço­cu­ğun ni­te­lik­li cin­sel is­tis­ma­rı su­çun­dan 6545 s.Y. ile de­ği­şik­lik ön­ce­si TC­K­'­nın 103/2, 43, 53, 63. mad­de­le­ri ge­re­ğin­ce ce­za­lan­dı­rıl­ma­sı­na ka­rar ver­miş­tir.

IV. GE­REK­ÇE
1- Ka­tı­lan Aile ve Sos­yal Hiz­met­ler Ba­kan­lı­ğı ve­ki­li­nin tem­yiz in­ce­le­me­si kap­sa­mı­na göre;
Mağ­dur­lar N., G.ve Ö. yö­nün­den,
6284 sa­yı­lı Aile­nin Ko­run­ma­sı ve Ka­dı­na Kar­şı Şid­de­tin Ön­len­me­si­ne Dair Ka­nu­nun amaç ve te­mel il­ke­le­ri­nin be­lir­len­me­si­ne iliş­kin bi­rin­ci mad­de­sin­den an­la­şı­la­ca­ğı üze­re bu Ka­nu­nun Ana­ya­sa ve ulus­la­ra­ra­sı söz­leş­me­le­re uy­gun ola­rak çı­ka­rı­lıp, 20/2. mad­de­si ge­re­ğin­ce Aile, Ça­lış­ma ve Sos­yal Hiz­met­ler Ba­kan­lı­ğı­nın ka­dın, ço­cuk ve aile bi­rey­le­ri­ne yö­ne­lik uy­gu­la­nan şid­det veya şid­det teh­li­ke­si ne­de­niy­le açı­lan da­va­la­ra ka­tı­la­bi­le­ce­ği­nin be­lir­til­di­ği, bu kap­sam­da Ba­kan­lı­ğın suç ta­rih­le­rin­de re­şit olan mağ­dur­lar Ne­cip, Gür­sel ve Ön­der yö­nün­den suç­tan za­rar gör­me şar­tı­nın söz ko­nu­su ol­ma­yıp, bu mağ­dur­lar yö­nün­den hük­mü tem­yi­ze hak­kı bu­lun­ma­dı­ğın­dan ka­tı­lan Ba­kan­lık ve­ki­li­nin mağ­dur­la­ra yö­ne­lik tem­yiz is­te­mi­nin 5271 sa­yı­lı CM­K­'­nın 298. mad­de­si ge­re­ğin­ce Red­di­ne,

Mağ­dur Ç. yö­nün­den ise de;

5271 sa­yı­lı CM­K­'­nın 294/1. mad­de­sin­de yer alan “Tem­yiz eden, hük­mün ne­den do­la­yı bo­zul­ma­sı­nı is­te­di­ği­ni tem­yiz baş­vu­ru­sun­da gös­ter­mek zo­run­da­dır” şek­lin­de­ki dü­zen­le­me de gö­ze­ti­le­rek ya­pı­lan de­ğer­len­dir­me­de, ka­tı­lan Ba­kan­lık ve­ki­li­nin mat­bu ifa­de­ler bu­lu­nup, ge­rek­çe içer­me­yen 13.10.2021 ta­rih­li di­lek­çe­sin­de her­han­gi bir tem­yiz se­be­bi gös­ter­me­di­ği an­la­şıl­dı­ğın­dan, vaki tem­yiz is­te­mi­nin aynı Ka­nu­nun 298. mad­de­si uya­rın­ca,
Red­di­ne ka­rar ver­mek ge­rek­miş­tir.

Sa­nık mü­da­fi­si­nin tem­yiz in­ce­le­me­si kap­sa­mı­na göre;

5237 sa­yı­lı TC­K­'­nın 102. mad­de­si hük­mün­de cin­sel dav­ra­nış­lar­la bir kim­se­nin vü­cut do­ku­nul­maz­lı­ğı­nı ih­lâl eden ki­şi­nin, mağ­du­run şi­kâ­ye­ti üze­ri­ne ce­za­lan­dı­rı­la­ca­ğı, ey­le­min vü­cu­da or­gan veya sair bir ci­sim so­kul­ma­sı su­re­tiy­le ger­çek­leş­ti­ril­me­si du­ru­mun­da ise su­çun ni­te­lik­li ha­li­nin olu­şa­ca­ğı dü­zen­len­miş­tir.

Ni­te­kim TC­K­'­nın "Hak­kın Kul­la­nıl­ma­sı ve İl­gi­li­nin Rı­za­sı" baş­lık­lı 26 ncı mad­de­si­nin 2 nci fık­ra­sın­da "(2) Ki­şi­nin üze­rin­de mut­lak su­ret­te ta­sar­ruf ede­bi­le­ce­ği bir hak­kı­na iliş­kin ol­mak üze­re, açık­la­dı­ğı rı­za­sı çer­çe­ve­sin­de iş­le­nen fi­il­den do­la­yı kim­se­ye ceza ve­ri­le­mez" hük­mü ile ki­şi­nin, üze­rin­de mut­lak su­ret­te ta­sar­ruf ede­bi­le­ce­ği bir hak­kı­na iliş­kin ola­rak açık­la­mış ol­du­ğu rıza, fail açı­sın­dan hu­ku­ka uy­gun­luk ne­de­ni ola­rak sa­yıl­mış­tır.

Dü­zen­le­me uya­rın­ca fail, ka­nu­ni tip­te suç ola­rak ta­nım­lan­mış bir fi­ili iş­le­se dahi, hu­ku­ka uy­gun­luk­tan ya­rar­la­na­bi­le­cek­tir.

Cin­sel sal­dı­rı suçu ile ko­ru­nan hu­ku­ki de­ğer bi­re­yin cin­sel öz­gür­lü­ğü­dür. Cin­sel öz­gür­lük ise ge­nel ola­rak ki­şi­le­rin cin­sel­li­ği­ni ya­şa­ma ko­nu­sun­da hür ira­de­siy­le ter­cih­te bu­lu­na­bil­me hak­kı­nı ifa­de et­mek­te­dir. Hu­ku­kun, ah­lak ku­ral­la­rı­nın, örf ve ade­tin be­lir­le­di­ği sı­nır­lar içe­ri­sin­de ki­şi­le­rin cin­sel­lik ba­kı­mın­dan ken­di vü­cut­la­rı üze­rin­de ser­best­çe ta­sar­ruf­ta bu­lu­na­bil­me hak­kı suç­la ko­ru­nan hu­ku­ki de­ğe­ri oluş­tur­mak­ta­dır. (Öz­bek/ Kam­bur/ Do­ğan/ Ba­cak­sız/ Tepe Özel Hü­küm­ler s.318-319). Buna göre; mağ­du­run ken­di­si­ne kar­şı ger­çek­leş­ti­ri­len cin­sel sal­dı­rı ey­le­mi­ne rıza gös­ter­me­si ha­lin­de bir cin­sel sal­dı­rı­dan söz edi­le­me­ye­ce­ğin­den anı­lan su­çun oluş­ma­ya­ca­ğı da ka­bul edil­me­li­dir.

Yer­le­şik Yar­gı­tay iç­ti­hat­la­rın­da ve öğ­re­ti­de ka­bul edil­di­ği üze­re; baş­ka­sı­nın hu­kuk­sal ala­nı­na ya­pı­lan mü­da­ha­le­nin mağ­du­run rı­za­sı çer­çe­ve­sin­de bir hu­ku­ka uy­gun­luk ne­de­ni ola­rak ka­bul edi­le­bil­me­si için;

a) Rı­za­nın, il­gi­li­nin üze­rin­de ta­sar­ruf öz­gür­lü­ğü­ne sa­hip ol­du­ğu bir hak­kı­na iliş­kin bu­lun­ma­sı,
b) Rıza açık­la­ma­ya ehil ol­ma­sı,
c) Açık­la­nan rı­za­nın ge­çer­li bir rıza ol­ma­sı,
d) İl­gi­li­nin (mağ­du­run) rı­za­sı­nın en geç fi­ilin iş­len­me­sin­den he­men önce açık­lan­mış ol­ma­sı,
e) Ta­sar­ru­fun ka­nu­na, ada­ba ve ge­nel ah­la­ka ay­kı­rı şe­kil­de ya­pıl­ma­mış ol­ma­sı ko­şul­la­rı­nın bir­lik­te bu­lun­ma­sı ge­re­kir.
Ki­şi­nin cin­sel öz­gür­lü­ğü, üze­rin­de mut­lak su­ret­te ta­sar­ruf ede­bi­le­ce­ği hak­lar­dan ol­du­ğun­dan, rı­za­nın var­lı­ğı ha­lin­de ger­çek­leş­ti­ri­len ey­lem­le­rin hu­ku­ki ko­ru­ma­dan ya­rar­la­na­ca­ğı açık­tır.

Rıza; bir ki­şi­nin ken­di hu­kuk­sal de­ğe­ri­ni ih­lal eden veya onu teh­li­ke­ye dü­şü­ren bir fi­ilin ger­çek­leş­ti­ril­me­si­ni ka­bul et­ti­ği­ni açık­la­ya­rak, ona iliş­kin hu­kuk­sal ko­ru­ma­dan vaz­geç­me­si­dir. Her şey­den ev­vel açık­la­nan rıza, ki­şi­nin öz­gür ira­de­si­ne da­yan­ma­lı­dır. İra­de­nin teh­dit veya şid­det­le ya da hile ile sa­kat­lan­ma­sı ha­lin­de hu­ku­ken ge­çer­li bir rı­za­nın var­lı­ğın­dan bah­set­me ola­na­ğı yok­tur.

So­mut olay­da mağ­dur­la­rın rı­za­sı­nın bu­lu­nup bu­lun­ma­dı­ğı hu­su­sun­da­ki uyuş­maz­lık, te­mel­de sa­nı­ğın mağ­du­ra kar­şı kul­lan­dı­ğı söz ve dav­ra­nış­la­rın "hile" ni­te­li­ğin­de olup ol­ma­dı­ğı hu­su­sun­da dü­ğüm­len­mek­te­dir.

Hile, yer­le­şik Yar­gı­tay iç­ti­hat­la­rın­da ni­te­lik­li ya­lan ola­rak ta­nım­lan­mış ve "ba­sit ya­la­nı aşan, mağ­du­ru ya­nıl­ta­cak ve kan­dı­ra­cak yo­ğun­luk ve güç­te­ki söz­ler ve/veya plan­lı ve us­ta­ca ser­gi­le­nen dav­ra­nış­lar" hile ola­rak ka­bul edil­miş­tir. Hi­le­nin kan­dı­rı­cı ni­te­lik­te olup ol­ma­dı­ğı hu­su­su her so­mut olay­da; ola­yın özel­li­ği, mağ­du­run eği­tim dü­ze­yi, eko­no­mik, sos­yal du­ru­mu, ey­lem­le olan iliş­ki­si, olay­da kul­la­nı­lan hi­le­li dav­ra­nış ve söz­le­rin ser­gi­le­niş tar­zı göz önü­ne alı­na­rak hi­le­nin al­da­tı­cı ni­te­lik­te olup ol­ma­dı­ğı tes­pit edil­me­li­dir.

Di­ğer bir ifa­de ile ey­le­min hile ile ger­çek­leş­ti­ril­di­ği hal­ler­de, mağ­du­run rı­za­sı var­dır an­cak bu rıza gö­rü­nüş­te bir rı­za­dır. Mağ­du­run gö­rü­nüş­te­ki rı­za­sı, fa­ilin al­da­tı­cı söz ve dav­ra­nış­la­rı ile kir­le­til­miş ira­de­nin ürü­nü olan rı­za­dır.

Hile un­su­ru ola­rak kul­la­nı­lan söz ve dav­ra­nış­la­rın içe­ri­ği­nin her­han­gi bir öne­mi yok­tur.

Ser­gi­le­nen bu söz ve dav­ra­nış­lar se­kü­ler içe­rik­li ola­bi­le­ce­ği gibi, dini/mis­tik/ruh­sal içe­rik­li de ola­bi­lir. Önem­li olan ser­gi­le­niş tar­zı iti­ba­riy­le mağ­du­ru al­dat­ma be­ce­ri­si­ne sa­hip olup ol­ma­dı­ğı­dır.

An­cak, dini inanç ve duy­gu­la­rın bir al­dat­ma ara­cı ola­rak kul­la­nıl­ma­sı ha­lin­de, al­da­tı­cı­lık ni­te­li­ği­nin daha yo­ğun ol­du­ğu ka­bul edil­me­li­dir. Ni­te­kim TC­K­'­nın "ni­te­lik­li do­lan­dı­rı­cı­lık" baş­lık­lı 158/1-a mad­de­sin­de dinî inanç ve duy­gu­la­rın bir al­dat­ma ara­cı ola­rak kö­tü­ye kul­la­nıl­ma­sı do­lan­dı­rı­cı­lık su­çu­nun ni­te­lik­li hali ola­rak ka­bul edil­miş­tir. Ka­nun ko­yu­cu bu dü­zen­le­me ile dini inanç ve duy­gu­la­rın kö­tü­ye kul­la­nıl­ma­sı­nı, sa­de­ce ira­de­yi sa­kat­la­yan bir hal ola­rak de­ğil, aynı za­man­da fa­ile mağ­du­ru kan­dır­ma be­ce­ri­sin­de sağ­la­dı­ğı üs­tün­lük ve ko­lay­lık ne­de­niy­le "ni­te­lik­li do­lan­dı­rı­cı­lık" ola­rak ka­bul ede­rek ba­sit do­lan­dı­rı­cı­lık ey­lem­le­ri­ne göre daha ağır bir yap­tı­rı­ma bağ­la­mış­tır.

So­mut olay­da; sa­nık İ.­'ın ken­di­si­ni *** ta­ri­ka­tı­nın *** ha­li­fe­si ola­rak ta­nı­ta­rak der­gah aç­tı­ğı, bu­ra­da dini soh­bet­ler ve zi­kir tö­ren­le­ri dü­zen­le­di­ği, mağ­dur­la­rın grup üye­si olan ar­ka­daş ve ta­nı­dık­la­rı üze­rin­den dini öğ­ren­me ge­rek­çe­si ile grup or­ta­mı­na çe­kil­dik­le­ri, Gru­ba gir­me­den önce gru­bun ger­çek do­ğa­sı ve ri­tü­el­le­ri hak­kın­da (grup­ta­ki cin­sel içe­rik­li ey­lem­ler ve buna iliş­kin grup öğ­re­ti­si hak­kın­da) her­han­gi bir bil­gi­le­ri­nin bu­lun­ma­dı­ğı, sa­nı­ğın dü­zen­le­di­ği et­ki­le­yi­ci dini soh­bet­ler, va­az­lar ve zi­kir tö­ren­le­ri ile grup­la ta­nı­şan­la­rı cez­bet­ti­ği, Al­lah dos­tu, alim bir zat ima­jı oluş­tur­du­ğu, "Al­lah ta­ra­fın­dan bana izin ve­ril­di", "Le­dün ilmi bana ve­ril­di" gibi söy­lem­ler­le ken­di­si­nin Al­lah ta­ra­fın­dan se­çil­miş ol­du­ğu­nu ima ede­rek mağ­dur­lar üze­rin­de ru­ha­ni bir oto­ri­te te­sis et­ti­ği, "Bi­zim ta­ri­ka­tı­mız­da ne­den ni­çin diye so­rul­maz", "ita­at et­ti­ği­niz tak­dir­de ma­ne­vi ola­rak rüt­be alır, yük­se­lir­si­niz" söy­lem­le­ri ile ta­kip­çi­le­ri­ne ko­şul­suz ita­at bi­lin­ci aşı­la­dı­ğı,on­la­rın sor­gu­la­ma ye­ti­le­ri­ni el­le­rin­den al­dı­ğı, bu ita­at iliş­ki­si­nin bazı mü­rit­ler ta­ra­fın­dan "Ben ho­ca­mı­za ta­ma­men tes­lim ol­dum, o ce­hen­ne­me gir­se, ben de gir­me­ye ra­zı­yım, ho­cam ne der­se onu ya­pa­rım" şek­lin­de ifa­de edil­di­ği, sa­nı­ğın, grup için­de "şe­ri­at­ta ha­ram olan, ta­ri­kat­ta he­lal­dir" söy­le­mi ge­liş­tir­di­ği ve buna iliş­kin bir çok (söz­de) dini kıs­sa­lar an­lat­tı­ğı, "Ebu Hu­rey­re 'ben­de iki ilim var, bu­nun bi­ri­ni size an­lat­tım, di­ğe­ri­ni an­lat­sam boy­nu­mu vu­rur­su­nuz de­miş" şek­lin­de söy­le­di­ği, giz­li il­min ne ol­du­ğu­nu so­ran ta­kip­çi­le­ri­ne, ile­ri­de ger­çek­leş­ti­re­ce­ği cin­sel iliş­ki­le­ri kas­te­de­rek "o ilim size ve­ri­lin­ce an­lar­sı­nız" şek­lin­de söy­le­di­ği, son­ra­ki aşa­ma­da ise yine ben­zer söz­le­ri söy­le­dik­ten son­ra "Bu bah­se­di­len ilim aşk­tır, aş­kın sı­nı­rı yok­tur, her şey mu­bah­tır" de­di­ği, bu şe­kil­de mağ­dur­la­ra kar­şı ger­çek­leş­ti­re­ce­ği cin­sel ey­lem­le­rin meş­ru­iyet ze­mi­ni­ni oluş­tur­du­ğu, de­vam eden sü­reç­te sa­nı­ğın; "Hz. Ali, dün­ya­ya gel­di­ğin­de süt em­me­di­ği için pey­gam­be­ri­mi­zin onun ağ­zı­na di­li­ni ver­di ve bu şe­kil­de ilim ak­tar­dı. Hz. Ali' hem süt em­me­ye baş­la­dı, hem de ilim ka­pı­sı oldu" şek­lin­de söy­le­ye­rek mağ­dur­la­rı ma­nip­le et­ti­ği, on­la­rı du­dak­la­rın­dan öpe­rek is­tis­mar­da bu­lun­du­ğu,

Bir son­ra­ki aşa­ma­da sa­nı­ğın "Bir in­sa­nın bü­tün atar da­mar­la­rı cin­sel or­ga­nı­nın üze­rin­den ge­çer, bü­tün feyz­ler, nur­lar, aşk­lar ora­da­dır", "size ilim ak­ta­ra­ca­ğım" şek­lin­de söy­le­ye­rek bazı mağ­dur­la­ra ağza or­gan sok­mak su­re­tiy­le, ba­zı­la­rı­na ise li­va­ta su­re­ti ile cin­sel is­tis­mar­da bu­lun­du­ğu, Mev­la­na ile Şems ara­sın­da­ki bu tarz cin­sel iliş­ki­le­rin ila­hi aşk iliş­ki­si ol­du­ğu­nu, bu yön­tem­le bir­bir­le­ri­ne ilim ak­tar­dık­la­rı­nı, bu du­ru­mun Rah­ma­ni bir du­rum ol­du­ğu­nu, hik­met bu­lun­du­ğu­nu ile­ri sü­re­rek de mağ­dur­la­rı ma­nip­le et­ti­ği,

Cin­sel iliş­ki­le­ri sor­gu­la­yan mü­rit­le­ri­ne "bi­zim ta­ri­ka­tı­mız­da ne­den ni­çin diye so­rul­maz" söy­le­mi ve Ku­r­'an-ı Ke­rim­de­ki "Hı­zır-Musa" kıs­sa­sı­nı an­la­ta­rak, gö­rü­nüş­te yan­lış gibi gö­rü­nen bir şey­de ha­ki­kat ola­bi­le­ce­ği­ni an­lat­tı­ğı ve "Bu ilim le­dün il­mi­dir ve ben­de bu ilim var" şek­lin­de söy­le­ye­rek gay­ri meş­ru­luk­la­rı dini ar­gü­man­lar üze­rin­den ras­yo­nel­leş­ti­re­rek ta­kip­çi­le­ri­ni ikna et­ti­ği ve ey­lem­le­ri­ne de­vam et­ti­ği an­la­şıl­mak­ta­dır.

Bir kı­sım mağ­dur­lar ken­di­le­rin­de ol­ma­dık­la­rı­nı, hip­noz veya trans hali ben­ze­ri bir hal ya­şa­dık­la­rı­nı be­yan et­miş­ler­dir.

Sa­nı­ğın ger­çek­leş­ti­re­ce­ği cin­sel ey­lem­le­re mağ­dur­la­rın onay ver­me­le­ri­ni sağ­la­mak ama­cıy­la; dini/mis­tik ar­gü­man­lar üze­rin­den ge­liş­tir­di­ği ve be­lir­li bir plan da­hi­lin­de aşa­ma aşa­ma uy­gu­la­ma­ya koy­du­ğu, uzun za­ma­na ya­yı­lan, git­gi­de de­rin­le­şen ve yo­ğun­la­şan al­da­tı­cı tak­tik­sel uy­gu­la­ma­lar kul­lan­dı­ğı, sa­nı­ğın kul­lan­dı­ğı aşı­rı etki tek­nik­le­ri ve grup için­de­ki ağır mis­tik ma­ni­pü­las­yon so­nu­cu mağ­dur­la­rın ira­de­le­ri­nin bas­kı al­tı­na alın­dı­ğı, on­la­rın sağ­lık­lı ve öz­gür se­çim­ler yap­ma ola­na­ğı­nın önem­li öl­çü­de etki al­tı­na alın­dı­ğı, sa­nı­ğın mağ­dur­lar üze­rin­de oluş­tur­du­ğu mis­tik oto­ri­te, mağ­dur­la­rın dini bil­gi ve eği­tim dü­zey­le­ri, kul­la­nı­lan söz­le­rin ser­gi­le­niş tar­zı iti­ba­riy­le sa­hip ol­du­ğu al­da­tı­cı­lık ye­te­ne­ği, ey­lem­le­rin mağ­dur­lar gru­ba ka­tıl­dık­tan be­lir­li bir süre son­ra ger­çek­leş­me­si, aynı söy­lem­ler­le bir­den faz­la ki­şi­nin ken­di­le­ri­ne kar­şı ger­çek­leş­ti­ri­len cin­sel ey­lem­le­re onay ver­me­le­ri göz önü­ne alın­dı­ğın­da, sa­nı­ğın söz ve fi­il­le­ri­nin ba­sit ya­lan dü­ze­yi­ni aş­tı­ğı, ni­te­lik­li ya­lan (hile) dü­ze­yin­de ol­du­ğu an­la­şıl­dı­ğın­dan Kon­ya 1. Ağır Ceza Mah­ke­me­si­nin di­ren­me ka­ra­rı ye­rin­de gö­rül­müş­tür

V. KA­RAR
1- Ge­rek­çe bö­lü­mün­de açık­la­nan ne­den­ler­le; ka­tı­lan Ba­kan­lık ve­ki­li­nin; mağ­dur­lar Ne­cip, Gür­sel ve Ön­de­r­'a kar­şı iş­le­nen suç­lar­la il­gi­li açı­lan da­va­ya ka­tıl­ma ve hük­mü tem­yi­ze hak­kı bu­lun­ma­dı­ğın­dan, mağ­dur Ça­ğa­tay yö­nün­den ise, tem­yiz di­lek­çe­sin­de her­han­gi bir tem­yiz se­be­bi gös­ter­me­di­ği an­la­şıl­dı­ğın­dan, vaki tem­yiz is­te­mi­nin aynı Ka­nu­nun 298. mad­de­si uya­rın­ca RED­Dİ­NE,

2. Ge­rek­çe bö­lü­mün­de açık­la­nan ne­den­ler­le Kon­ya 1. Ağır Ceza Mah­ke­me­si­nin, 01.10.2021 ta­rih­li ve 2021/212 Esas, 2021/467 Ka­rar sa­yı­lı di­ren­me ka­ra­rı ye­rin­de gö­rül­dü­ğün­den Yar­gı­tay 14. Ceza Da­ire­si­nin, 11.02.2021 ta­rih­li ve 2020/326 Esas, 2021/1125 Ka­rar sa­yı­lı boz­ma ka­ra­rı­nın KAL­DI­RIL­MA­SI­NA,

3. Ge­rek­çe bö­lü­mün­de açık­la­nan ne­den­le Kon­ya 1. Ağır Ceza Mah­ke­me­si­nin, 01.10.2021 ta­rih­li ve 2021/212 Esas, 2021/467 Ka­rar sa­yı­lı ka­ra­rın­da sa­nık mü­da­fi­sin­ce öne sü­rü­len tem­yiz se­bep­le­ri ve 5271 sa­yı­lı Ka­nun’un 289 uncu mad­de­si­nin bi­rin­ci fık­ra­sı ile sı­nır­lı ola­rak ya­pı­lan tem­yiz in­ce­le­me­si so­nu­cun­da hu­ku­ka ay­kı­rı­lık gö­rül­me­di­ğin­den aynı Ka­nun’un 302 nci mad­de­si­nin bi­rin­ci fık­ra­sı ge­re­ği, teb­liğ­na­me­ye uy­gun ola­rak, Üye ***, Üye ***'un kar­şı oyu ve oy çok­lu­ğuy­la TEM­YİZ İS­TE­Mİ­NİN ESAS­TAN RED­Dİ İLE HÜK­MÜN ONAN­MA­SI­NA,

Dava dos­ya­sı­nın, 5271 sa­yı­lı Ka­nun’un 304 üncü mad­de­si­nin bi­rin­ci fık­ra­sı uya­rın­ca Kon­ya 1. Ağır Ceza Mah­ke­me­si­ne, Yar­gı­tay ilâ­mı­nın bir ör­ne­ği­nin ise Kon­ya Böl­ge Ad­li­ye Mah­ke­me­si 7. Ceza Da­ire­si­ne gön­de­ril­mek üze­re Yar­gı­tay Cum­hu­ri­yet Baş­sav­cı­lı­ğı­na TEV­Dİ­İNE, 10.11.2022 ta­ri­hin­de ka­rar ve­ril­di.


KAR­ŞI OY

Ço­ğun­luk gö­rü­şüy­le ara­mız­da­ki ih­ti­laf sa­nı­ğın ey­lem­le­ri­nin hile ola­rak ka­bul edi­lip edi­le­me­ye­ce­ği, eğer hile ola­rak ka­bul edi­le­bi­lir­se bu hi­le­nin suça iliş­kin rı­za­yı fe­sa­da uğ­ra­tıp uğ­rat­ma­ya­ca­ğı yani rı­za­yı ge­çer­siz hale ge­ti­rip ge­tir­me­ye­ce­ği­ne yö­ne­lik­tir.
Hu­kuk dü­ze­nin­de dini kav­ram­la­rı ya da ri­tü­el­le­ri, me­ta­fi­zik söy­lem­le­ri sor­gu­la­ya­bil­mek bun­la­rı doğ­ru-yan­lış şek­lin­de de­ğer­len­dir­mek ya da ya­lan diye ni­te­len­di­re­bil­mek müm­kün de­ğil­dir. Hu­kuk dü­ze­ni bu kav­ram­la­ra kar­şı nötr yani ta­raf­sız ol­mak zo­run­da­dır, hu­kuk dü­ze­ni ya da ha­kim dini kav­ram­la­ra, re­to­rik ya da ri­tü­el­le­re kar­şı sor­gu­la­yı­cı bir ta­vır ta­kı­na­ma­ya­ca­ğı gibi bu ko­nu­lar­da de­ğer yar­gı­sı/ları ifa­de ede­mez, yani inanç­la­rı tar­tı­şa­maz. Bu ne­den­le me­ta­fi­zik, dini bir kav­ram ya da ri­tü­elin hile olup ol­ma­dı­ğı­nı inan­ca yö­ne­lik bir açık­la­ma­nın ya­lan, bu kap­sam­da hile oluş­tu­ra­bi­lecek bir ya­lan olup ol­ma­dı­ğı­nı de­ğer­len­dir­mek hu­ku­ken müm­kün de­ğil­dir.
Bun­la­rın ya­nın­da hi­le­nin rı­za­yı ge­çer­siz kı­lan bir hile ol­du­ğu­nun ka­bu­lü için rı­za­nın ko­nu­su olan hu­ku­ki men­fa­ate iliş­kin ol­ma­sı zo­run­lu­dur. Kişi fi­ilin türü, ni­te­li­ği ve so­nuç­la­rı ko­nu­sun­da al­da­tıl­dı­ğı için ya da ya­nıl­dı­ğı için rıza ge­çer­siz sa­yı­la­bi­lir. Eğer fi­ilin türü, ni­te­li­ği ve so­nu­cu­na yö­ne­lik bir hile yok­sa var ol­du­ğu ka­bul edi­len rı­za­nın ge­çer­siz­li­ğin­den bah­se­di­le­mez. Ola­yı­mız­da cin­sel dav­ra­nı­şın tü­rü­ne, ni­te­li­ği­ne ve so­nuç­la­rı­na yö­ne­lik bir al­da­tıl­ma ya da al­dan­ma yok­tur. Mağ­dur­lar rı­za­nın ko­nu­su olan cin­sel dav­ra­nı­şa yö­ne­lik bir al­dan­ma ya da al­da­tıl­ma du­ru­mun­da bu­lun­ma­mak­ta­dır­lar. Hu­kuk­sal de­ğe­re iliş­kin ol­ma­yan an­cak ki­şi­yi rıza gös­ter­me­ye sev­ke­den va­at­le­re iliş­kin bek­len­ti­le­rin ger­çek­le­şip ger­çek­leş­me­me­si­nin ise rı­za­nın var­lı­ğı ko­nu­sun­da bir öne­mi yok­tur. Do­la­yı­sıy­la bu bek­len­ti­le­re yö­ne­lik hi­le­le­ler rı­za­nın ge­çer­li­li­ği­ni et­ki­le­mez. Ör­nek ola­rak ki­şi­den para ala­ca­ğı, ki­şi­nin ken­di­siy­le ev­le­ne­ce­ği, çok gü­zel gö­rü­ne­ce­ği, top­lum­da iti­ba­rı­nın ar­ta­ca­ğı va­at­le­rin­den kay­nak­la­nan bek­len­ti­ler­le cin­sel iliş­ki­ye gi­ren bir ki­şi­nin rı­za­sı ge­çer­siz­dir de­ne­mez. Çün­kü yu­ka­rı­da be­lir­til­di­ği gibi kişi cin­sel iliş­ki­nin ni­te­li­ği­ni, buna iliş­kin top­lum­da­ki de­ğer yar­gı­sı­nı ve cin­sel iliş­ki­nin so­nuç­la­rı­nı bil­mek­te­dir. Bu kap­sam­da me­ta­fi­zik ya da dini ar­gü­man­lar­la be­lir­li va­at­ler­de bu­lu­nul­ma­sı ve bek­len­ti­nin me­ta­fi­zik ya da dini te­mel­li ol­ma­sı­nın bir öne­mi yok­tur. Do­la­yı­sıy­la sa­nı­ğın ey­lem­le­ri hile ka­bul edil­se bile bu hi­le­nin rı­za­yı ge­çer­siz kıl­dı­ğı ka­bul edi­le­mez. Mağ­dur­lar neye rıza gös­ter­dik­le­ri­ni bil­mek­te­dir­ler. Her ha­re­ke­tin ya da her ya­lan ka­bul edi­len şe­yin ira­de­yi ge­çer­siz kıl­dı­ğı ka­bul edi­lir­se hu­ku­ki be­lir­li­lik ve ka­nu­ni­lik il­ke­le­ri ih­lal edil­miş olur. Dava ko­nu­su ola­yı­mız­da rı­za­nın ge­çer­siz ol­du­ğu ka­bul edi­le­me­ye­ce­ğin­den su­çun un­sur­la­rı iti­ba­riy­le oluş­tu­ğun­dan bah­se­di­le­mez.
Bu ne­den­ler­le sa­nı­ğın be­ra­ati­ne ka­rar ver­mek ge­rek­ti­ği dü­şün­ce­siy­le mah­ku­mi­yet hük­mü­nün onan­ma­sı­na yö­ne­lik ço­ğun­luk gö­rü­şü­ne ka­tıl­mı­yo­ruz.


Üye