YARGITAY 1. Ceza Dairesi
2022/13957 E.
2024/2429 K.
SADECE AĞIR CEZA MAHKEMESİNİN BAŞKANININ İMZASIYLA GÖNDERİLEN YAZININ BAŞKANIN GÖRÜŞÜ OLDUĞU DENETLENEBİLİR VE GEÇERLİ BİR AĞIR CEZA MAHKEMESİ KARARI OLMADIĞI
TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 158
"İçtihat Metni"
Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan sanık A.A.'nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158/1-e, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 3 yıl 4 ay hapis ve 56.020,00 Türk Lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına dair Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.06.2018 tarihli ve 2017/49 Esas, 2018/124 Karar sayılı kararının, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 13.05.2020 tarihli ve 2018/2075 Esas, 2020/155 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek kesinleşmesini müteakip, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı İlamat Masası tarafından 5275 sayılı Kanun'un 107 nci maddesinin dördüncü fıkrası ve 108 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi gereğince koşullu salıverme tarihinin ve infaz rejiminin tespiti amacıyla infaza konu suçun silahlı terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediği hususunda karar verilmesi talebi hakkında sanığın kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçunu FETÖ/PDY silahlı terör örgütü faaliyeti kapsamında işlenmediğine ilişkin Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.05.2022 tarihli ve 2017/49 Esas sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine dair Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.05.2022 tarihli ve 2022/403 değişik iş sayılı;
Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan sanık E.E'nin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158/1-e, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 3 yıl 4 ay hapis ve 119.740,00 Türk Lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına dair Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.06.2018 tarihli ve 2017/49 Esas, 2018/124 Karar sayılı kararının, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 13.05.2020 tarihli ve 2018/2075 Esas, 2020/155 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek kesinleşmesini müteakip, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı İlamat Masası tarafından 5275 sayılı Kanun'un 107 nci maddesinin dördüncü fıkrası ve 108 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi gereğince koşullu salıverme tarihinin ve infaz rejiminin tespiti amacıyla infaza konu suçun silahlı terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediği hususunda karar verilmesi talebi hakkında sanığın kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçunu FETÖ/PDY silahlı terör örgütü faaliyeti kapsamında işlenmediğine ilişkin Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.05.2022 tarihli ve 2017/49 esas sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine dair Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.05.2022 tarihli ve 2022/396 değişik iş sayılı;
Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan sanık M.B.C.'nin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158/1-e, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 3 yıl 4 ay hapis ve 125.700,00 Türk Lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına dair Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.06.2018 tarihli ve 2017/49 Esas, 2018/124 Karar sayılı kararının, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 13.05.2020 tarihli ve 2018/2075 Esas, 2020/155 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek kesinleşmesini müteakip, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı İlamat Masası tarafından 5275 sayılı Kanun'un 107 nci maddesinin dördüncü fıkrası ve 108 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi gereğince koşullu salıverme tarihinin ve infaz rejiminin tespiti amacıyla infaza konu suçun silahlı terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediği hususunda karar verilmesi talebi hakkında sanığın kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçunu FETÖ/PDY silahlı terör örgütü faaliyeti kapsamında işlenmediğine ilişkin ilişkin Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.05.2022 tarihli ve 2017/49 esas sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine dair Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.05.2022 tarihli ve 2022/397 değişik iş sayılı kararları ile ilgili olarak;
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.10.2022 tarihli ve 94660652-105-06-17845-2022-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.12.2022 tarihli ve 2022/13442 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü;
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.12.2022 tarihli ve 2022/13442 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.11.2018 tarihli ve 2016/6-1177 Esas, 2018/495 Karar sayılı kararında "...Bununla birlikte, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 17 nci maddesi, “Bu Kanun kapsamına giren suçlardan mahkûm olanlar hakkında, koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması bakımından 13.12.2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 107 nci maddesinin dördüncü fıkrası ile 108 inci maddesi hükümleri uygulanır....” şeklinde düzenlenmiş olup bu maddeye ilişkin Komisyon gerekçesi de;
“Terörle Mücadele Kanununun, Tasarının çerçeve 11 inci maddesiyle değiştirilen 17 nci maddesinin birinci fıkrasında, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 107 nci maddesine yapılan yollamanın, bu maddenin dördüncü fıkrasıyla sınırlandırılmasına yönelik değişiklik yapılmıştır. Böylece, örgüt mensubu suçlu olmasalar bile, Terörle Mücadele Kanununun örneğin 6 ncı maddesi ile 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan suçların failleri hakkında da Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 107 nci maddesinin örgüt mensubu suçlulara ilişkin koşullu salıverilme ve hatta, mükerrirlere özgü güvenlik tedbirlerine ilişkin hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.” biçiminde ifade edilmiştir. Bu hükümde açık bir ifadeyle TCK'nın 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasından söz edilmemekle birlikte, bu fıkrada öngörülen infaz koşullarını düzenleyen 5275 sayılı Kanun'un 107 ve 108 inci maddelerine yapılan atıf karşısında, 3713 sayılı Kanun’da sayılan suçların işlenmesi amacıyla kurulan silahlı örgütler açısından özel ve istisnai düzenleme getirildiği, dolayısıyla bu Kanun'da sayılan suçları işleyen faillerin tehlikelilik durumları dikkate alınarak haklarında söz konusu infaz usulünün uygulanabilmesi için “örgüt mensubu suçlu” olma şartının aranmadığı anlaşılmaktadır.
İştirak hâlinde işlenen suçlarda sorumluluk rejimine ilişkin TCK'nın 40 ıncı maddesinde öngörülen bağlılık kuralının güvenlik tedbirleri açısından uygulama alanının bulunmaması, bunun yanında 3713 sayılı Kanun'da yer alan infaz usullerine ilişkin düzenlemenin bu Kanun'da sayılan suçları işleyen faillerin özel tehlikelilik hâlleri öngörülerek getirilen istisnai bir düzenleme olması karşısında, uygulama alanının 3713 sayılı Kanun'da sayılmayan suçlar yönünden kıyasen genişletilememesi hâli birlikte değerlendirildiğinde; 3713 sayılı Kanun kapsamında olmayan suç örgütüne yardım ettiği kabul edilen failin, neticeleri itibarıyla bu yardım kapsamında işlediği ya da iştirak ettiği suç yönünden tehlikelilik durumu da, örgüt mensupları hakkında uygulanan güvenlik tedbirlerinden bağımsız biçimde kendi hukuki durumuna, bu bağlamda da sonuç olarak “örgüt mensubu suçlu” olarak kabul edilip edilmemesine göre belirlenmelidir..... örgüte yardım etme kastıyla, örgütün faaliyetleri çerçevesinde işlenen ve 3713 sayılı Kanun kapsamı dışında kalan suçlar yönünden sanığın tehlikelilik hâlinin de örgüt mensubu suçlu olup olmadığına göre belirlenmesinin gerekeceği hususu ile birlikte değerlendirildiğinde; örgüt mensubu suçlu olmayan sanık hakkında örgüte yardım etme ve azmettirdiği tehdit suçları yönünden TCK'nın 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının uygulanma imkânının bulunmadığının kabulü gerekmektedir...." şeklinde belirtildiği üzere infaza ilişkin lehe oluşan hataların kazanılmış hakka konu olmayacağı gözetilerek yapılan incelemede,
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 17 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan, "Bu Kanun kapsamına giren suçlardan mahkûm olanlar hakkında, koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması bakımından 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 107 nci maddesinin dördüncü fıkrası ile 108 inci maddesi hükümleri uygulanır. (Ek cümle:14/4/2020-7242/65 md.) Ancak, süreli hapis cezaları bakımından düzenlenen koşullu salıverilme oranı, dörtte üç olarak uygulanır.", aynı Kanun'un 4 üncü maddesindeki "Aşağıdaki suçlar 1 inci maddede belirtilen amaçlar doğrultusunda suç işlemek üzere kurulmuş bir terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlendiği takdirde, terör suçu sayılır;
a) Türk Ceza Kanununun 79, 80, 81, 82, 84, 86, 87, 96, 106, 107, 108, 109, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 142, 148, 149, 151, 152, 170, 172, 173, 174, 185, 188, 199, 200, 202, 204, 210, 213, 214, 215, 223, 224, 243, 244, 265, 294, 300, 316, 317, 318 ve 319 uncu maddeleri ile 310 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan suçlar.
b) 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan suçlar.
c) 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları.
ç) 10/7/2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.
d) Anayasanın 120 nci maddesi gereğince olağanüstü hal ilan edilen bölgelerde, olağanüstü halin ilanına neden olan olaylara ilişkin suçlar.
e) 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 inci maddesinde tanımlanan suç." şeklindeki ve, 5275 sayılı Kanun'un 107 nci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan, "Suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan dolayı mahkûmiyet hâlinde; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuzaltı yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, süreli hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler. (Ek cümle:14/4/2020-7242/48 md.) Koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla olan suçlar bakımından ise tabi oldukları koşullu salıverilme oranı uygulanır. " şeklindeki düzenlemeler karşısında, 3713 sayılı Kanun'da sayılan suçların işlenmesi amacıyla kurulan silahlı örgütler açısından özel ve istisnai düzenleme getirildiği, dolayısıyla bu Kanun'da sayılan suçları işleyen faillerin tehlikelilik durumları dikkate alınarak haklarında söz konusu infaz usulünün uygulanabilmesi için "örgüt mensubu suçlu" olma şartının aranmadığı, ancak 3713 sayılı Kanun kapsamı dışında kalan suçlar yönünden sanığın tehlikelilik hâlinin de örgüt mensubu suçlu olup olmadığına göre belirlenmesinin gerekeceği hususu ile birlikte değerlendirildiğinde, terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemleri amaç edinen silahlı terör örgütü adına suç işleyen kişilerin, anılan Kanun'un 4 üncü maddesinde tahdidi olarak sayılan suçlardan olmasa dahi, suç içeren eylemi silahlı terör örgütünün amacına hizmet etmek adına yapılması nedeniyle hükmedilen cezanın infazı sırasında 5275 sayılı Kanun'un 107 nci maddesinin dördüncü fıkrasındaki özel infaz rejiminin uygulanması gerektiği anlaşılmakla,
Somut olayda, infazda tereddüt olması nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı İlamat Masası tarafından 5275 sayılı Kanun'un 107 nci maddesinin dördüncü fıkrası ve 108 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi gereğince koşullu salıverme tarihinin ve infaz rejiminin tespiti amacıyla infaza konu suçun silahlı terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediği hususunda karar verilmesi talebi hakkında sanığın kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçunu FETÖ/PDY silahlı terör örgütü faaliyeti kapsamında işlenmediğine dair mahkemesince karar verilmiş ise de, Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.06.2018 tarihli kararının delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe kısmında cezalandırmaya konu suçun FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaç ve bu amaca yönelik eylemleri doğrultusunda gerçekleştiğinin sabit olduğu, bu haliyle sanıkların silahlı terör örgütünün emir ve talimatları doğrultusunda eylemlerini gerçekleştirmeleri, sanıkların silahlı terör örgütü mensubu olarak hareket etmeleri nedeniyle Mahkemesince sanıkların kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçunu silahlı terör örgütü mensubu olarak işledikleri kabul edilerek hapis cezalarının infazının 5275 sayılı Kanun'un 107 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince yapılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin, (1), (2) ve (3) üncü fıkraları;
(1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.
(2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir.
(3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar.
2. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi;
(1) Ceza kanunlarının uygulanmasında;
(j) Örgüt mensubu suçlu deyiminden; bir suç örgütünü kuran, yöneten, örgüte katılan veya örgüt adına diğerleriyle birlikte veya tek başına suç işleyen kişi, anlaşılır.
3. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası;
(9) Mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin, itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi veya örgüt mensubu suçlu hakkında da uygulanmasına hükmedilir.
4. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 1 inci maddesi;
(1) (Değişik birinci fıkra: 15/7/2003-4928/20 md.) Terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir.
5. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 3 üncü maddesi;
26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 320 nci maddeleri ile 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında yazılı suçlar, terör suçlarıdır.
6. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 4 üncü maddesi;
(1) (Değişik: 29/6/2006-5532/3 md.) Aşağıdaki suçlar 1 inci maddede belirtilen amaçlar doğrultusunda suç işlemek üzere kurulmuş bir terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlendiği takdirde, terör suçu sayılır:
a) Türk Ceza Kanununun 79, 80, 81, 82, 84, 86, 87, 96, 106, 107, 108, 109, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 142, 148, 149, 151, 152, 170, 172, 173, 174, 185, 188, 199, 200, 202, 204, 210, 213, 214, 215, 223, 224, 243, 244, 265, 294, 300, 316, 317, 318 ve 319 uncu maddeleri ile 310 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan suçlar.
b) 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan suçlar.
c) 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları.
ç) 10/7/2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.
d) Anayasanın 120 nci maddesi gereğince olağanüstü hal ilan edilen bölgelerde, olağanüstü halin ilanına neden olan olaylara ilişkin suçlar.
e) 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 inci maddesinde tanımlanan suç.
7. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 17 nci maddesinin (1) ve (2) nci fıkrası;
(Değişik: 29/6/2006-5532/12 md.) Bu Kanun kapsamına giren suçlardan mahkûm olanlar hakkında, koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması bakımından 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 107 nci maddesinin dördüncü fıkrası ile 108 inci maddesi hükümleri uygulanır.
Ancak, süreli hapis cezalan bakımından düzenlenen koşullu salıverilme oranı, dörtte üç olarak uygulanır.(Ek cümle: 14.04.2020 - 7242 S.K./65. md)
8. 7242 sayılı Kanun’un 48 inci maddesi ile değişik 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 107 nci maddesinin (4) üncü fıkrasının konu ile ilgili bölümü;
(4) Suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan dolayı mahkûmiyet hâlinde; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuzaltı yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, süreli hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler.
9. 7242 sayılı Kanun’un 49 uncu maddesi ile değişik 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 108 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi;
(1) Tekerrür hâlinde işlenen suçtan dolayı mahkûm olunan; (d) Süreli hapis cezasının üçte ikisinin, İnfaz kurumunda iyi hâlli olarak çekilmesi durumunda, koşullu salıverilmeden yararlanılabilir. (Ek cümle:14/4/2020-7242/49 md.) Ancak, koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla olan suçlar bakımından tabi oldukları koşullu salıverilme oranı uygulanır.
10. 7242 sayılı Kanun’un 49 uncu maddesi ile değişik 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 108 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının konu ile ilgili bölümü;
(9) (Ek: 18/6/2014-6545/82 md.) Birinci fıkradaki koşullu salıverme süreleri, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan cinsel saldırı suçundan, 103 üncü maddesinde tanımlanan çocukların cinsel istismarı suçundan, 104 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasında tanımlanan reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan, 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan dolayı hapis cezasına mahkûm olanlar hakkında da uygulanır. (Ek cümle:14/4/2020-7242/49 md.) Ancak, süreli hapis cezaları bakımından koşullu salıverilme oranı, dörtte üç olarak uygulanır.
11. 5275 sayılı Kanun’un “Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama” başlıklı 98 inci maddesi; (Değişik madde 14.04.2020 - 7242 S.K./41. md) (1) a) Mahkûmiyet hükmünün yorumunda duraksama olursa veya sonradan yürürlüğe giren kanun hükmünün Türk Ceza Kanununun 7 nci maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekirse, hükmü veren mahkemeden, b) Çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa ya da cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülürse, infaz hâkimliğinden, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için karar istenir. (2) Birinci fıkra uyarınca yapılan başvurular cezanın infazım ertelemez. Ancak, mahkeme veya infaz hâkimliği olayın özelliğine göre infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir. Şeklinde düzenlenmiştir.
12. 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre, mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin, örgüt mensubu suçlu hakkında uygulanmasına karar verilmesi ve örgüt mensubu suçlu kabul edilen kişi hakkında verilen ve kesinleşen cezanın infazının 5275 sayılı Kanun’un 108 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendine göre yapılması gerekmektedir.
13. Örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçun cezasının infazının 5275 sayılı Kanun’un 107 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca yapılması gerekmektedir.
14. Somut olayda; hükümlüler A.A, E.E. ve M.B.C. hakkında silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan ilk derece mahkemesi tarafından 5237 sayılı Kanun’un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi ve 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrası ve 62 nci maddesi gereğince 1 yıl 6 ay 22 ‘şer gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hükmolunan cezalarının aynı kanunun 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra haklarında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ayrıca nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 62 nci maddesi gereğince 3 yıl 4'er ay hapis ve adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verildiği ancak mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanıp uygulanmaması yönünde herhangi bir değerlendirme yapılmadığı gibi karar da verilmediği görülmektedir.
15. Hükümlüler hakkında ilk derece mahkemesi tarafından nitelikli dolandırıcılık suçundan dolayı verilen karara karşı lehe ve aleyhe davanın tarafları ve Cumhuriyet Savcısı tarafından İstinaf kanun yoluna müracaat edildiği ve yapılan inceleme sonunda 13.05.2020 tarihinde Bölge Adliye Mahkemesince ayrı ayrı istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği ve kesinleştiği anlaşılmaktadır.
16. Hükümlüler hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen ve Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile kesinleşen 3 yıl 4 ay hapis cezasının infazı amacıyla mahkemesince kararların infaz savcılığına gönderilmesi üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı İlamat masası tarafından 09.05.2022 tarihli, 2022/1-8930 ilam sayılı yazı ile hükümlü E.E., aynı tarihli ve 2022/1-9310 ilam sayılı yazı ile hükümlü M.B.C., 16.05.2022 tarihli ve 2022/1-9207 ilam sayılı yazı ile hükümlü A.A. yönünden “dolandırıcılık suçunun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediğinin infaz rejimi açısından belirtilmesi gerektiğinden, hükmün yorumunda duraksama bulunduğundan 5275 sayılı Kanun’un 98 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca duraksamanın giderilmesi için dolandırıcılık suçunun terör örgütü faaliyeti kapsamında işlenip işlenmediğinin” hüküm mahkemesi olan Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesinden bildirilmesinin istenmesi üzerine, hüküm mahkemesince taleple ile ilgili inceleme ve değerlendirme yapılıp, usul ve yasaya uygun ve denetime imkan verecek şekilde duraksamayı giderecek bir karar verilmesi gerekirken, sadece mahkeme başkanının imzası ile 10.05.2022 tarihli ve 16.05.2022 tarihli 39280480-2017/49 sayılı yazılar ile “........ kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçunun Fetö terör örgütü faaliyeti çerçevesinde işlenmediği” şeklinde cevap verildiği anlaşılmakla, ortada taleple ilgili başkan ve iki üyeden oluşan Ağır Ceza Mahkemesi tarafından usul ve kanuna uygun şekilde verilmiş, geçerli ve denetlenebilir nitelikte bir karar olmadığı, mahkeme başkanının imzası ile verilen cevabi yazının sadece mahkeme başkanının görüşü olarak değerlendirilebileceği anlaşılmakla, bu cevabi yazılar üzerine Cumhuriyet savcılığınca yapılan itiraz üzerine itiraz merciince, ortada denetlenebilir bir karar olmadığının tespiti yapılarak, Cumhuriyet savcılığının hükmün yorumunda ortaya çıkan duraksamanın giderilebilmesi için mahkemesince bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle dosyayı incelenmeksizin hüküm mahkemesine göndermesi ve hüküm mahkemesi tarafından usul ve kanuna uygun, yasal ve yeterli gerekçeyi içeren bir karar verilmesi ve bu karara karşı itiraz edilmesi durumunda itiraz mercii olarak inceleme yapıp kesin nitelikte bir karar vermesi gerekirken, yazılı şekilde ortada hukuken geçerli bir karar varmış gibi işin esasına girerek yaptığı inceleme sonucu verdiği karar Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi açıklanan bu sebeple yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.05.2022 tarihli ve 2022/396 değişik iş sayılı, 2022/397 değişik iş sayılı ve 2022/403 değişik iş sayılı kararlarının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.04.2024 tarihinde karar verildi.
SADECE AĞIR CEZA MAHKEME BAŞKANININ İMZASIYLA GÖNDERİLEN İNFAZ YAZISININ GEÇERLİ BİR MAHKEME KARARI OLMADIĞI HK.
Ücretsiz İlk Görüşme
Hukuki Süreçlerinizde
Uzman Desteği Alın
Ağır Ceza, Boşanma ve Şirketler Hukuku gibi titizlik gerektiren süreçlerde hak kaybına uğramamak adına; deneyimli avukat kadromuzdan profesyonel hukuki destek ve danışmanlık hizmeti alabilirsiniz.