Son zamanlarda ticari nitelikteki araçlarda (Ticari taksi, Ticari dolmuş, Servis Aracı, Şehirler arası otobüs vs.) sıkça karşılaştığımız bir uygulama üzerine bu yazımızı rehber niteliğinde hazırlama gereği duyduk.
Sosyal güvenlik mevzuatı, işverenlerin istihdamı teşvik etmek ve mali yüklerini hafifletmek amacıyla çeşitli prim teşvikleri sunmaktadır. Ancak bu teşviklerden yararlanma, sıkı şekli ve maddi şartlara bağlanmıştır. Özellikle kayıt dışı istihdamın tespiti, teşviklerin iptaline ve işverenler aleyhine ciddi borç tahakkuklarına yol açabilmektedir. Bu makalede, prim teşviklerinin iptali davaları, fiili çalışmanın ispatı, alt işverenlik ilişkileri ve bu konulardaki güncel Yargıtay kararları ile mevzuat hükümleri detaylı bir şekilde incelenecektir.
1. Prim Teşviklerinden Yararlandırılmama ve İptal Davaları
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), işverenlerin belirli şartları sağlaması halinde çeşitli prim teşviklerinden yararlanmasına imkan tanımaktadır. Bu teşviklerin en bilinenlerinden biri, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 81. maddesinin (ı) bendinde düzenlenen beş puanlık prim indirimidir. Bu indirim, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinde uygulanır.
Yararlanma Şartları ve İptal Sebepleri: Bir işverenin bu teşviklerden faydalanabilmesi için genel olarak şu şartları taşıması gerekir:
- Muaccel prim, işsizlik sigortası primi ve gecikme cezası borcunun bulunmaması.
- Aylık prim ve hizmet belgelerinin (veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinin) yasal süresi içinde Kuruma verilmesi.
- Kayıt dışı (sigortasız) işçi çalıştırılmadığının tespit edilmiş olması.
SGK denetimlerinde veya diğer kamu kurumlarının (örneğin emniyet, maliye) bildirimleri üzerine yapılan incelemelerde kayıt dışı işçi çalıştırıldığının tespit edilmesi, işverenin 5510 sayılı Kanun md. 81 ve 6111 sayılı Kanun gibi diğer teşviklerden mahrum bırakılmasına yol açan temel işlemdir. Bu durumda, daha önce yararlanılan teşvikler iptal edilerek, ödenmeyen primler gecikme zammı ve gecikme cezası ile birlikte işverenden tahsil edilir. İşverenler, bu tür Kurum işlemlerinin iptali için yargı yoluna başvurabilirler.
Örnek Yargıtay Kararı: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2015/23110 Esas, 2017/7849 Karar sayılı kararında, 5510 sayılı Kanun'un 81. maddesinin (ı) bendindeki beş puanlık prim indiriminden yararlanma şartları ve bu şartların ihlali halinde teşvikin iptali hususları ele alınmıştır. Benzer şekilde, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2017/3998 Esas, 2017/8238 Karar sayılı kararında, kayıt dışı işçi çalıştırıldığının tespiti halinde işverenin teşviklerden mahrum bırakılmasının hukuka uygun olduğu belirtilmiştir.
Geriye Dönük Teşvik Talebi: Bazı durumlarda işverenler, sehven hatalı kanun numarası seçerek daha az avantajlı bir teşvikten yararlanmış olabilirler. Bu gibi durumlarda, işverenler, 6111 sayılı Kanun gibi daha avantajlı teşviklerden geriye dönük yararlanmak amacıyla Kurum işleminin iptali için dava açabilirler. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2017/25604 Esas, 2017/14822 Karar sayılı kararı, bu tür geriye dönük teşvik taleplerinin değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
2. Hizmet Tespitinde Fiili Çalışmanın İspatı ve Delil Mahiyeti
Sigortalılık sıfatının kazanılması için, bir hizmet akdinin varlığı ve bu akde dayalı olarak "fiili çalışma" olgusunun gerçekleşmesi zorunludur (5510 sayılı Kanun md. 7). Hizmet tespiti davaları, kamu düzenini ilgilendiren davalar olup, mahkemeler bu davalarda delillerle bağlı kalmaksızın gerçeği kendiliğinden araştırma (re'sen araştırma ilkesi) yükümlülüğündedir.
Fiili Çalışmanın İspatında Kullanılan Deliller:
- İşe Giriş Bildirgesi: İşe giriş bildirgesinin Kuruma verilmiş olması, tek başına fiili çalışmanın kanıtı için yeterli değildir. Bu bildirge, bir karine teşkil etmekle birlikte, aksinin ispatı mümkündür.
- Tanık Beyanları: Özellikle bordrolu çalışanların, komşu işyeri sahiplerinin veya işyerinde çalışmış diğer kişilerin beyanları, fiili çalışmanın ispatında önemli bir yer tutar. Tanıkların samimi, tutarlı ve görgüye dayalı beyanları mahkemelerce dikkate alınır.
- Resmi Kayıtlar ve Belgeler: İşyeri kayıtları, ücret bordroları, puantaj kayıtları, banka kayıtları (ücret ödemeleri), vergi kayıtları gibi belgeler fiili çalışmanın ispatında yardımcı delillerdir.
- Kolluk Tutanakları (Trafik, Kaza vb.): Trafik denetleme veya kaza tutanakları, bir kişinin belirli bir tarihte belirli bir yerde bulunduğunu ve bir faaliyette bulunduğunu gösteren güçlü yazılı delillerden biridir. Ancak, bu tutanakların tek başına hizmet akdinin varlığını ve çalışmanın sürekliliğini kanıtlamaya yeterli olup olmadığı her somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.
Örnek Yargıtay Kararı (Trafik Tutanaklarının Delil Niteliği): Makalenin başında analiz edilen Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 04.11.2025 tarihli, 2024/2866 Esas ve 2025/14746 Karar sayılı ilamı, trafik tutanaklarının delil niteliği açısından önemli bir örnektir. Bu kararda, bir aracın mülkiyetinin davacı şirkete ait olmasına rağmen, trafik cezası kesilen şahsın davacı şirketin değil, davacı şirketten hizmet alan başka bir şirketin çalışanı olduğu tespit edilmiştir. Yargıtay, aracın mülkiyetinin tek başına sigortasız işçi çalıştırmayı göstermeyeceğini, önemli olanın fiili hizmet ilişkisinin varlığı olduğunu vurgulamıştır. Bu karar, kolluk tutanaklarının bir karine oluşturabileceğini ancak bu karinenin aksinin somut delillerle (hizmet alım sözleşmeleri, tanık beyanları vb.) ispatlanabileceğini göstermektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2007/10-757 Esas, 2007/762 Karar sayılı kararı da hizmet tespiti davalarında re'sen araştırma ilkesinin önemini ve sadece işe giriş bildirgesinin fiili çalışmanın kanıtı için yeterli olmadığını açıkça belirtmiştir.
3. Alt İşverenlik İlişkileri ve Müteselsil Sorumluluk
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un 12. maddesi çerçevesinde, asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı olan yükümlülüklerinden (ücret, sigorta primleri vb.) alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Bu sorumluluk, alt işverenin yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde asıl işverenin de sorumlu tutulabileceği anlamına gelir.
Teşviklere İlişkin Güncel Gelişme: Daha önce, alt işverenin SGK'ya olan borçları, asıl işverenin prim teşviklerinden yararlanmasını engelleyen bir durumdu. Ancak, Danıştay 10. Dairesi’nin 11.06.2024 tarihli ve E. 2020/2727, K. 2024/2504 sayılı kararı ile bu konuda önemli bir değişiklik yaşanmıştır. Danıştay, alt işverene ait idari para cezası borçlarının asıl işverenin teşvik hakkını etkilemeyeceğine hükmetmiştir. Bu karar, 13.08.2024 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiş ve asıl işverenlerin alt işveren borçları nedeniyle teşviklerden mahrum kalmasının önüne geçilmiştir.
Muvazaa Denetimi: Asıl işin bölünerek alt işverene verilmesi halinde, bu işlemin muvazaalı (danışıklı) olduğu tespit edilirse, alt işveren işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılır (4857 sayılı Kanun md. 2). Muvazaa denetimi, işverenlerin teşviklerden haksız yere yararlanmasını veya işçilik maliyetlerini düşürmek amacıyla gerçekte var olmayan bir alt işverenlik ilişkisi kurmasını engellemeyi amaçlar.
4. Sahte Sigortalılık ve Statü Çakışması
SGK, özellikle şirket ortaklarının kendi şirketlerinde 4/a (SSK) kapsamında sigortalı gösterilmesini "statü çakışması" nedeniyle iptal edebilmektedir. Türk Ticaret Kanunu ve Sosyal Güvenlik mevzuatına göre, şirket ortakları (anonim şirket yönetim kurulu üyeleri, limited şirket ortakları vb.) genellikle 4/b (Bağ-Kur) kapsamında sigortalı sayılırlar. Bu kişilerin 4/a kapsamında sigortalı gösterilmesi, sahte sigortalılık olarak değerlendirilerek, emeklilik aylığının kesilmesine veya yersiz ödenen tutarların borç çıkarılmasına neden olabilmektedir.
Örnek Yargıtay Kararı: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2018/2096 Esas, 2018/10707 Karar sayılı kararı, şirket ortaklarının 4/a kapsamında sigortalı gösterilmesi durumunda ortaya çıkan statü çakışması ve bunun hukuki sonuçları hakkında önemli bir emsal teşkil etmektedir.
Ayrıca, mahkeme kararıyla hükmedilen ücret ödemeleri de 5510 sayılı Kanun'un 79-91. maddeleri uyarınca prime esas kazanç kapsamında değerlendirilerek SGK'ya bildirilmelidir.
Sonuç
Sosyal güvenlik hukukunda prim teşvikleri, hizmet tespiti ve alt işverenlik ilişkileri, işverenler ve çalışanlar açısından büyük önem taşımaktadır. SGK'nın teşvik iptali işlemleri, işverenler için ciddi mali yükler doğurabilirken, bu işlemlerin hukuka uygunluğu yargı denetimine tabidir. Özellikle fiili çalışmanın ispatı, alt işverenlik ilişkilerinin muvazaadan arındırılmış olması ve statü çakışması gibi konular, yargı kararlarıyla şekillenen önemli hukuki prensiplere dayanmaktadır. İşverenlerin, mevzuata uygun hareket etmeleri ve olası uyuşmazlıklarda hukuki destek almaları, hak kayıplarının önüne geçilmesi açısından kritik öneme sahiptir.
Şirkete ait bir aracın, şirket çalışanı olmayan bir kişi tarafından kullanımı esnasında sadece tanzim edilen trafik cezası gibi bir resmi tutanak gerekçe edilerek, SGK'nın uyguladığı yaptırımlar yukarıda izah ettiğimiz nedenlerle ve emsal yargıtay kararları uyarınca iptal edilebilmektedir. Bu konuda profesyonel avukatlık desteği almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.